Ana Sayfa Haberler Yazılar Ziyaretçi Defteri Resim Galerisi Videolar İletişim
 
 » MENÜ
DERNEĞİMİZ
    Dernek Tüzüğü
    Dernek Yönetim Kurulu
    Dernek İstişare Kurulu
    İletişim Adreslerimiz
    Dernek Banka Hesabımız
    DERNEK ÜYELERİ
    Siteleri Görmek İçin Tıklayınız
    DERNEĞİMİZ

ZİYARETÇİ DEFTERİ
    Deftere Yaz
    Dernek Kurucular Kurulu
    Defter oku

TÜRK CUMHURİYETLERİ
    Azerbaycan
    Türkmenistan
    Kazakistan
    Kırgızistan
    Özbekistan
    K.K.T.C

AKRABA TOPLULUKLARI
    Tüm akraba Toplulukarı

PROJE BANKASI
    Projelerini Yollayınız

TAVSİYE SİTELER

 »ORTAK DİLE ÇARE
Ortak Dile Çare Başvurusu
 » TÜRK BÜYÜKLERİ
 » TÜRK DÜNYASI
Dünya Türkleri Akraba Toplulukları Hizmet Derneği-SEVGİ NEDİR
 » GÜNCEL YAZILAR » SEVGİ NEDİR

 SEVGİ NEDİR

       Sevgi nedir?

      Sevgi yaratanın yarattığı insanın gönlündeki ölümsüz ve sınırsız parlayan nurudur. Sevmeseydim yaratmazdım  emrinin oluşumudur.

      Sevgi Muhabbettir. Muhabbet tohum manasındaki hıbbe kökünden gelir. Böylece sevginin hayat ağacı tohumu, varlık bilmecesinin cevabı olduğu söylenebilir. Araplar kaynağın üzerinden çıkan kabarcıklara habab derler. Muhabbet, susamışlıktan ( fazla arzudan) kalbin kaynamasıdır. Taşması ise sevgiliye ulaşmak için çırpınmasıdır.

   Kişinin Allah’ın sevdiklerini sevmek ve sevdiğinden vazgeçmeden böylece sevgilinin, sevdiklerini severek, onunla aynılaşmak temennisidir.

    Sevgi. Mutluluğun kanatlarıdır. Sevgi rakipsizlik, karşılık beklemeden vermektir. Yaratandan ötürü, sevmek değer vermektir. Sevgi hataları bağışlamak, merhamet etmektir. Sevgi hayattır, sevdiğine mutluluk vermektir.  Sevgi hasrettir, kavuşmak ister. Sevgi, sabır, adalet, kusur örtmektir, hoşgörü, yardımsever, bağışlayan, koruyan,  infak eden, alçakgönüllü ve başkaları için nefsinden vazgeçendir.   Sevgiliden gelen emanetleri, sevgiliye tekrar teslim etmek ve sevgilide yok olmaktır.

    Sevgi, sevdiğine yakarıştır. Duadır.  Sevgi sevgiliye kavuşmak için gönüllerde yanan kordur. Hiçlikte yolculuk, ezelde gurbete çıkan emanetin özüne dönüşüdür. Sevgi onu istemek, ona varıştır.

    Sevgi yaratılmıştır ve yaratılış sebebidir. Sevgi imanın gücü yaratana dönüştür. Sevgi ölmeden ölün sırrına varmaktır. Kısacası sevgi varoluşun ta kendidir.

   Sevginin kaynağı Rabbimiz,

   Sevgi rakipsizdir, doğmamış, doğrulmayı istememiş, vermiş almayı istememiş, yaşatmış yaşamayı istememiş, korumuş korunmayı istememiş, fakat sevgiye gelince onu tüm varlığa şamil kılarak sevmiş ve sevilmeyi istemiş. 

    Yaratma gücüne sahip olan Allah, kainattaki yarattıklarının hepsini sevdiğine sunuşudur.

   El Vedüd hariç, bütün sıfatları tek taraflı olup, sadece Allah’u Teala ait bir özelliği ifade ederken veya kullarına ait bir ihsanı anlatırken EL VEDÜD , Allah ile kul arasında paylaşılan bir isim olup, SEVEN VE SEVİLENDİR. 

   Hud 90. "Rabbinizden af dileyip O'na yönelin. Rabbim Rahîm'dir, rahmeti sınırsızdır; Vedûd'dur, çok sevgilidir."

 

       Sevginin kitabını o yazmıştır, Sevgi öğretmenleri ise peygamberleri ve resulleridir.

      Allah’a sevgili olanlar

     Seni alemlere rahmet olarak yarattığım buyurduğu Sevgili Peygamberimiz,

     Hz. İbrahim ona sevgili olan ve Halil adını verdiği,

 Halil kulluktan gelir. Hullet ise muhabbetin ileri derecesidir. Nisa 125 : Çok sevdiği oğlunu boğazlaması istendiğinde ona laiklik mertebesinin liyakatını ortaya koymuştur. En üst boyuttaki Rabbine teslimiyetini ve sevgisini göstermiştir.

       Hz. Davut’ın sevgi üzerine duası

       Allah’ım senden, seni sevmeyi, seni sevenleri sevmeyi ve senin sevgine ulaştıracak olan amelleri sevmeyi dilerim. Allah’ım senin sevgini benim canımdan, ailemden ve soğuk sudan daha sevgili kıl 

 

         Evrenin yaratılma nedeni olan sevgi, Kur'ân'ın temel kavramlarındandır. Sevgi, Yüce Yaratıcı'nın rahmet denizinden varlıklara yansıttığı eşsiz bir duygudur. Güzelliğin ve Sevginin Kaynağı ALLAHü Teâlâ,  kâinatı sevgi üzerine yaratmış, insanlara da sevgi duygusunu en büyük güç ve kudret olarak vermiştir. Allah ile kul arasındaki olağanüstü yakınlık, hep sevgi sırrının yansımalarıdır.

 

       İnsanı Sevmek

 

       Sevgi kazanında hep beraber kaynamaktır.

 

       Sevgi, insanlığın ikinci babası olan Hz. Nuh’un, gemide en son kalan yiyecekleri bir araya getirerek kaynattığı aşurenin tadıdır. Onlar, Allah’ın peygamberleridir. Her yaptıklarında bir hikmet ve ahsen bir mesaj vardır.

 

      Sevgiyi bir araya toplayan kazan, altında yanan ateş sevgi, içerisinde kaynayan nebatlar sevenler  ise nohutun  buğdaya, buğdayın  fasülyeye, fasülyenin  incire, incir üzüme ve her nebatatın tadı ve özü birbirine tat ve lezzet verirse, ortaya çıkan birbirine sevgisini ve lezzetini veren bir aşure tadı olur. Yiyenlerin ağzında güzel bir lezzet.

 

    İşte! Bizler Yüce Yaratanın sevgi kazanında kaynayan SEVEN VE SEVİLENLER

         DUA NEDİR

        Dostun dostla, sevenin sevgiliyle muhabbetidir dua. Dua kulun Rabbiyle konuşması, bir ibadet sırrıdır.Halini sevgiliye arz ediştir. İnsanın fakirliğini ve acizliğini anmasıdır. Sevgili Peygamberimiz : Dua ibadetin özü. Dua bir inanma, bir kabulleniş olduğu kadar kalbin bir gereksinimini sakinleşmesi içindir. Dua kul ile Rabbi arasında bir buluşma ve randevulaşmadır. Sevgilinin kapısını çalıp ısrarla istemek ve ümit etmektir.

          Peygamber Efendimiz (S.A.V) Hadisinde:  Dua müminin silahıdır buyuruyor.

          Duada yaratılış sırrı gizlidir.  Dua insana verilmiş yaratma sırrıdır. İnsan dua ettikçe onunla onunla yaratılır. (Sekil Alır) Duadan, mahrum kalan yaratılış Kemalatından  açığa çıkartılmaktan mahrum olmaktır.

          Dua ibadetin özü, dua yakarıştır. Şah damarımızdan yakın olan  öze dönüştür. Allah güzel isimlerinin işaret ettiği bir sevgilidir.

        Allah’ın, sünnetullah denilen bir sistemi vardır. İşte! Allah’ın güzel isimlerinin manalarından doğan istek bezende  dua şeklinde ortaya çıkar. Dua özümüzdeki ALLAH gelir. Beynimizden o amaca yönlendirilmiş dalga olarak açığa çıkar ve hedefine ulaşır. 

        Rabbimiz,  bir Ayeti Kerime buyuruyor ki, ‘ Eğer kulum, bana ellerini kaldırırda dua ederse, ben o elleri boş çevirmekten haya ederim’ başka bir ayeti kerimede ‘ Ey! Ademoğlu dua senden icabet benden, istiğfar senden senden bağışlamak benden, tövbe senden kabul etmek benden, şükür senden, fazlasıyla vermek benden, sabır senden, yardım benden. Ne istedin ki benden sana vermedim.

       Yani siz dua ederken siz o duanın kesinlikle kabul olacağını düşünürseniz,  biliniz ki istediğiniz mutlaka yerine gelecektir.  

      Bir şeyi istemek ona nail olmak demektir. Zira Allah’u Teala kabul etmiyeceği duayı kuluna ettirmez. Buyuruyor ki ‘ Allah istemedikçe siz isteyemezsiniz’ Kısacası sizde ortaya çıkan bu istek gerçekte Allah’ı Teala istemezse siz isteyemezsiniz.

      Allahı’ ın güzel isimlerinden çıkan manalarından çıkan istek bazende sizden dua şeklinde ortaya çıkar.

     Allah istemedikçe sizde o istek oluşmaz. ‘ Duanız’ hakikati itibariyle Allah’u Teala ait olan bir istekdir.

     Takdirde varsa ‘ Dua’ edersin ve onunla olacağa yön verirsin.   Oysa hakikate yönlendiren kendisidir, sen değilsin.

      Duadan mahrum olan, özündeki o kuvvetten mahrum kalır. O bir şeyin olmasını dilerse ‘OL DER VE O ŞEY OLUR ‘

      Öyleyse, Rabbimizin kapısını ısrarla çalıp, mutlaka olacağına iman ederek talep etmelidir. Mümin 60 : Dua ediniz, kabul edelim.

      Bizi gerçekten çok seven Rabbimiz, bize her fırsatta talep ettiğimiz her şeyi vermek için hazır. O zaman sevgilinin kapısını mutlaka kabul edeceği imanla çalmamız gerekir.

      O zaman!

 Dua. Hz. Hacer’in çölde en büyük tevekkülle Allah’a yakarışıdır.

    

      PEYGAMBERLERİN DUASI

       HZ. MUHAMMED (S.A.V)

       Kuran’da daha birçok ayette kutlu Peygamberimiz (sav)’in dualarından bahsedilmektedir. Dualarda Allah’ı sıfatları ile birlikte anmanın en güzel örneklerini Peygamberimiz Hz. Muhammed’in dualarında görebiliriz. Bunlardan bir tanesi şöyledir:

         De ki: "Ey mülkün sahibi Allah'ım, dilediğine mülkü verirsin ve dilediğinden mülkü çekip-alırsın, dilediğini aziz kılar, dilediğini alçaltırsın; hayır Senin elindedir. Gerçekten Sen, herşeye güç yetirensin." (Al-i İmran Suresi, 26)   

        HZ. DAVUTUN DUASI

  Allah’ım, sen kendi sevgini, seni sevenlerin sevgisini ve sana yaklaştıran her şeyin sevgisini bana rızk olarak ver ve senin sevgin benim için, çölde susuz kalıp ölmekte olan.

bir insan için soğuk bir su ne kadar aziz ise, öyle aziz olsun.

 

        Peygamberleri onlara şöyle dedi: Onun hükümdarlığına alamet; size, içinde Rabbiniz tarafından sekînet ve Musa ailesi ile Harun ailesinin mirası bulunan Tâbût'u meleklerin yüklenip getirmesidir. Eğer siz iman edenlerdenseniz, bunda sizin için ibret ve mûcize vardır. " (el-Bakara, 2/248). Tâbût'un israiloğullarının eline geçmesi onları yüreklendirdi. Yeniden toparlanarak Amâlika kabilesi üzerine yürüdüler. Tâlût, israiloğullarına öğütte bulundu. Onlara şöylece seslendi: "Allahu Teâlâ sizi bir nehir ile imtihan ediyor. O nehirden içen benden değildir. Ondan eli ile ancak bir avuç içen bendendir" dedi. Onların pek azı müstesna, diğerleri içti. Tâlût ile iman edenler nehri geçtiklerinde: Bugün Câlût ve askerlerine karşı duracak takat bizde yoktur dediler. Allah'a kavuşacaklarını bilenler. Nice az bir topluluk vardır ki, Allah'ın izni ile daha çok olana galip gelmiştir. Allah, sabredenlerle beraberdir. ' dediler. " (el-Bakara, 2/249)

        Amâlika ordularının başında Câlût (Golyat) bulunuyordu. Câlüt'un ordusuyla karşı karşıya gelen mümin kitle söyle dua etti: "Ya Râb, üzerimize sabır ve sebat ihsan eyle, ayaklarımızı sabit kıl ve kâfir kavme karşı bize yardım et. " (el-Bakara, 2/250)

 

 

 

 

 

         HZ. ZEKERİYANIN DUASI

 

         Rabbim! Gerçekten kemiklerim zayıfladı, saçlarım ağardı, Rabbim!.Sana yalvarmaktan dolayı herhangi bir şeyden mahrum kalmadım. Doğrusu, benden sonra yerime geçecek yakınlarımın iyi hareket etmeyeceklerinden korkuyorum. Karım da kısırdır. Katından bana bir oğul bağışla ki, bana ve Yâkub oğullarına mirasçı olsun! Rabbim! O'nun, senin rızanı kazanmasını da sağla!" (Meryem,19/4,5,

Ya Rabbi! Bana kendi katından temiz bir soy bahşet!" (Âlu İmrân, 3/38)

Gücü her şeye yeten Yüce Allah, Zekeriyya (a.s)'ın duâsını kabul etti ve O'na bir erkek evlad vereceğini müjdeledi:

         "Ey Zekeriyya! Sana Yahya isminde bir oğlanı müjdeliyoruz. Bu adı daha önce kimseye vermemiştik" (Meryem, 19/7).

Zekeriyya (a.s), Allah'ın verdiği bu müjdeye şaştı, hayret etti. Çünkü kendisi de hanımı da hayli yaşlı idiler. "Rabbim! Karım kısır, ben de son derece kocamışken nasıl oğlum olabilir?" (Meryem, 19/8) diyerek, bu ilginç müjde karşısında hayretini dile getirdi.

         Yüce Allah ona şöyle cevap verdi:

          "Rabbin böyle buyurdu. Çünkü bu bana kolaydır. Nitekim sen yokken, daha önce seni yaratmıştım" (Meryem, 19/9).

         Kur'ân'ın başka bir yerinde bu durum şöyle haber verilmiştir:

        "Zekeriyya'nın duasını kabul edip kendisine Yahya yı bahşetmiş, eşini de doğum     yapacak hale getirmiştik. Doğrusu onlar iyi işlerde yarışıyorlar, korkarak ve umarak bize yalvarıyorlardı. Bize karşı gönülden saygı duyuyorlardı" (el-Enbiya, 21/90).

Yüce Allah'ın bu güzel müjdesine son derece sevinen Zekeriyya (a.s)

"Rabbim! Öyle ise bana bir alamet var, dedi" (Meryem, 19/10). Allah ona şu cevabı verdi:

"Alâmetin; üç gün, işaretten başka şekilde insanlarla konuşmamandır. Rabbını çok an, akşam sabah hamdet!" (Âlu İmrân, 3/41).

Gün oldu, Zekeriyya (a.s)'ın nutku tutuldu. Mihrabdan çıktı ve milletine: "Sabah-akşam Allah'ı tesbih edin! diye işârette bulundu" (Meryem, 19/11).

Zamanı gelince, Zekeriyya (a.s)'ın oğlu Yahya (a.s) dünyaya geldi.

 

         HZ. YUNUS'UN DUALARI

         Kuran'da, Hz. Yunus'tan şöyle söz edilir:

Şüphesiz Yunus da gönderilmiş(elçi)lerdendi. Hani o, dolu bir gemiye kaçmıştı. Böylece kur'aya katılmıştı da, kaybedenlerden olmuştu. Derken onu balık yutmuştu, oysa o kınanmıştı. (Saffat Suresi, 139-142)   

         Hz. Yunus peygamber olarak gönderildiği kavmini terk etmişti. Yukarıdaki ayetlerde görüldüğü gibi, binmiş olduğu gemide yolcular arasında kura çekilmiş ve kura sonucunda onun denize atılmasına karar verilmişti. Yine Kuran’da bildirildiğine göre, denize atılan Hz. Yunus, dev bir balık tarafından yutulmuştur.

        Balığın karnında iken pişmanlık duyan Hz. Yunus, Allah’a şöyle dua etmiştir:

Senden başka ilah yoktur, Sen Yücesin, gerçekten ben zulmedenlerden oldum. (Enbiya Suresi, 87)

        Allah ise Hz. Yunus'un samimi duasına karşılık onu mucizevi bir biçimde kurtarmıştır:

Bunun üzerine duasına icabet ettik ve onu üzüntüden kurtardık. İşte Biz, iman edenleri böyle kurtarırız. (Enbiya Suresi, 88)

Hz. Yunus'u Allah daha sonra da itaatli bir kavmin başına geçirmiştir:

         UTBE BİN NAFİ

         Bütün Kuzey Afrikayı fetih ediyor. Atlas okyanusuna atını sürerken ‘ Ey! Rabbim şu derya önüme çıkmasaydı, senin adını daha ileri götürecektim.

 

          YAVUZ SULTAN SELİM HAN

          Osmanlı memur olmadıkça hareket etmezdi inancı ile hareket eden, koca sultan gece gündüz çadırında secdelere kapanarak Rabbine dua etti. Ona müjdelenen Hare meyinin ( Mekke – Medine fethi.) anahtarını alabilmek ve bu müjdeye ulaşmak istiyordu. Gözyaşları ile kapandığı secdeden başını kaldırarak Hasan Can’ a bir işaret varmı diye sordu. Hasan Can olmadığını söyledi, fakat o sırada Kapıkulesı Ağası olan Hasan, hayretle Hasan Can’a koşarak kendisine doğru dört atlının gelerek Haremeyn anahtarının Sultana verilmesini ve sefere çıkmasının emrini verdiklerini söyledi. Müjde gelmiş, koca sultanın duaları kabul olmuştu ve 13 günde Sina çölü aşılarak Radaniye’ye ulaşılmıştır.

 

         BARBORAS HAYRETTİN PAŞA

 

          27 Eylül 1538

 

          Barboras Hayrettin Paşa, sabaha kadar uymayıp, gözyaşları içerisinde  Ya! Rabbi. Ben İla-yı Kelimetullah için savaş veriyorum.  Şanım artsın, onları öldüreyim diye değil, onlara hakim olayım diye değil, senin adaletin için savaşıyorum ve böyle olmadığını da   sen biliyorsun diye dua etti.  Rabbimiz duasını kabul etti ve şu ayeti kerimeyi tüm gemilerin bordosuna yazdırmasını buyurdu.

 

      ‘’ Allah dilerse, rüzgarı tersten estirir ‘’

Gemilerin bordosuna ayet yazıldı, savaş tüm hızı ile devam ediyor ve çok can kaybı oluyordu. Birden bire öğleden sonra rüzgar tersinden esmeye başlamış ve çokluğa karşılık az bir kuvvetle Rabbimizin yardımı ile Preveze Deniz Zaferi kazanılmıştır.

 

         Kudret onun elindedir. Dilediğinde ol demesi yeter.

 

        O Osmanlıya hizmetin, Allah’a hizmet ve Allah yolunda hizmet sayan koca paşa ‘’ Her kim Ali- Osman’dan dua alırsa şüphesiz tuttuğu iş kolay olur. Zira onlar ulu bir ocaktır. Kim onlara yan bakarsa başı aşağı olur’

 

’

 

         SEVGİ VE DUA ARASINDAKİ İLİŞKİ

 

         Rabbimiz, vermeyi istemeseydi, istemeyi vermezdi.

 

         Buradan şu sonuca ulaşabiliriz. Dua ve sevgi arasında kuvvetli bir bağ ve birbirini tamamlamak vardır. Allah’u Teala sevgiyi yarattığı gibi, dua etmeyi de yarattı. Dua da sonsuz gücünü ve sırrını ulaştırmıştır. Çünki,  o’nun kıymetli olarak  yarattığı insan arasındaki en büyük ilişki vasıtası duadır.  Allah kendisinden talep edilendir. Kul Allah’tan talep edendir. Eğer, siz Allah’a  karşı çok muhabbet duyar ve tevekkül ederseniz, o mutlaka duayı kabul edendir. Sevdiğine, vermeye her zaman hazırdır.

 

         Rabbimizin kapısı, dua etmek ve sevilmek için her zaman açıktır. Siz isteyin ben vereyim. Bu onun bize olan sevgisidir. Her zaman kalbimize bakan Rabbimiz orada sevgiyi ve samimiyeti görmek ister.

 

         O, bizi çok sever. Çünkü sevmeseydim yaratmazdım buyuruyor. İmanla ve mutlaka gerçekleşeceğini inanarak dua edildiğinde,  duanın icabet edildiğini göreceksiniz.

 

      Bizlere, imkansız gibi görünen şeyler, Allah için ol demesi yeterlidir. Nasıl Babamız Hz. İbrahim,  Hz. Zekeriya, Hz. Davut,  Yavuz Sultan Selim ve Barboras Hayretin Paşanın imkansız gibi görünen dualarını kabul ettiyse, bizlerde o iman üzere talep etmeliyiz.  O, Allah’tır, olmazları oldurandır. O sever, sevdiğine hep vermeye hazırdır. Yeter ki biz,  sevelim ve ondan istemesini bilelim. Onun sevgi deryasında tıpkı Yunusun, Mevlana’nın,  Hacı Bayram Velinin istediği ve Sevgili Peygamberimizin ‘’ölmeden evvel, ölünüz’’ emrini hatırlayarak. Ona bu dünyada sevgili, seven, sevdiklerini seven, sevdikleri ile amel etmeyi dileyen olalım. Aşka davettir dua. Dua ve sevgi sevgiliye giden nurlu yoldur. Seven dua ile yol bulandır. Dua; Sevgiliye akan nehirdir,   buluşmak ister sonsuzluğun sahibi ile. Dua, ümitle, sevgiyle kapıyı çalış ve bekleyiştir. Dua ve sevgi Allah’ın mutluluk okyanusudur….

           Koca Yunus diyor ki : ‘’Yaratılanı severim, Yaratandan ötürü’’  Biz bu dünyaya sevmek  ve sevilmek için gelmişiz. O zaman hepimiz birbirimizi çok sevmeliyiz. Bizi seven ve yaratanın hatırına. Dua etmeliyiz, sevilerek yaratılan Allah’ın Kullarına, Allah’a sevgili ve dost olmaları için. Kendi nefsimizden daha çok. Onlar olmalı. Mutluluğa davet eden olmalıyız. Mutluluk götürmeliyiz. Hüzün dolu kalplere. O kadar çok sevmeliyiz ki  onları, onlar için vazgeçilmez mutluluk akıncıları olmalıyız.

         Seviyorum sizi, sevgiyi kalbime koyan Allah aşkına. Seviyorum sizi Peygamberimin aşkına. Haydi sizde sevgiye koşun ne duruyorsun. Bu gün sevgi günü, bu gün dua günü.  

       Dua ediyorum tüm kalbimle, Allah’ın en sevdikleri olmanız için. Mutluluk Treni kalkıyor, aşkla, muhabbetle ve duayla binmeye varmısınız?

    SİZİ ÇOK AMA ÇOK SEVİYORUM

 

    HER ŞEY ÇOKMU GÜZEL YOKSA BANAMI ÖYLE GELİYOR  

 

 

 

                                                                                            02 Haziran 2009

                                                                                           Saffet ATAK


  Okunma : 2209